30 Nisan, 2013

Bülbülderesi Mezarlığı'nda Uyuyanlar


Geçenlerde couchsurfing.org ağı üzerinden organize edilen bir İstanbul yürüyüş turuna katılmıştım. Üsküdar civarında uzun mesafeler yürüdüğümüz bu turda ziyaret ettiğimiz yerlerden biri de Bülbülderesi Mezarlığı'ydı. 

Üsküdar'da Selman-ı Pak Caddesi ile Selanikliler sokağı arasında yer alan bu mezarlığa, Karakaşlar mezhebine mensup kökenlerden gelenler defnediliyor. Karakaşlar da aslında, on yedinci yüzyılda İzmir'de ortaya çıkmış ve o dönemde büyük sansasyon yaratmış ve günümüze kadar ününü sürdürmüş "Sabetaycılık" inancının bir kolu. 

İzmir'li yahudi Sabetay Sevi, 1648'de, 22 yaşındayken kendisinin Tevrat'ta bahsi geçen son peygamber Mesih olduğunu ilan ediyor. Yaklaşmakta olan 1666 yılının da şeytanın sayısı olarak bilinmesi ve bu yılda Deccal'ın dünyaya ineceği ve Mesih'in Deccal'ı öldüreceği inancı ile birleşince bu öğreti, o dönem tüm dünyada yüzbinlerce Hristyan ve Yahudiyi sarsıyor ve kitleler halinde mürit topluyor. Yahudi dünyasını ikiye bölen, bir çok yahudi din adamının nefret ettiği ve sultana da şikayet ettiği Sabetay, önce hapsediliyor. Etkisi yine de bitirilemeyince, sultan tarafından müslüman olmaya zorlanıyor. Kendisine, eğer müslüman olmayı kabul etmezse idam edileceği bildiriliyor. Sabetay Sevi "takiyye" yaparak kelime-i şehadet getiriyor ve müslüman oluyor. 


Haber yayılınca, çoğu mürit eski ortodoks inancına ve ritüellerine geri dönüyor. Fakat bazı aileler, "Mesih"e bağlılığını sürdürüyor ve görünürde Müslüman, aslında Sebataycı-Yahudi bir yaşam tarzını benimsiyor. "Dönmeler" olarak da adlandırılmışlar sonradan. 


İşte Bülbülderesi Mezarlığı, Sabetay Sevi'nin hapislik sonrası kutsadığı şehir Selanik'te yaşayan bu cemaatin 1924'teki mübadele ile Türkiye'ye gönderilmesinden sonra yoğun olarak yerleştikleri bir bölgede yer alıyor, yani Üsküdar'da. 


Mezar stillerinin müslüman mezarlıklarından farkı ilk bakışta göze çarpıyor. Bir kez neredeyse tüm mezarlarda merhumun fotoğrafı var. Mezar taşlarının üzerine zaman zaman merhumun mesleği ile ilintili, zaman zaman böyle bir amaç gütmeksizin, detaylı eşya, bitki, hayvan tasvirleri, geometrik şekiller yapılmış, Yahudilik sembolleri eklenmiş. Bir çok mezar taşında, "Sakladım, söylemedim derdimi, gizli uyuttum..." sözü de görülüyor. Gizlemek, saklamak cemaatin yaşamının merkezi olmuş zira. 






Ben gezerken tesadüfen Azra Erhat'ın mezarına rastladım. Mezarlıkta tanıdık daha çok isim var. Yusuf Atılgan, Gazeteci Osman Nevres (yani ulusal kahraman Hasan Tahsin) ve daha niceleri...


Yoksa Charlie Chaplin de mi Sabetaycı idi?! :)

(Foto: Andromeda Blackett)

Tesadüf bu ya, Üsküdar gezisine çıkmadan iki hafta önce İzmir'de Kemeraltı-Basmane-Çankaya tarafında turlamıştık. O sırada Agora'nın hemen girişinde restorasyon altında olan şu gördüğünüz bina dikkatimi çekmişti. Bu binanın Sabetay Sevi'nin İzmir'de doğup büyüdüğü ev olduğu düşünülüyor. 


Bir ara bu İzmir'deki gezimiz ile ilgili de yazacağım bloğa.


1 yorum:

ayşegül aksoy dedi ki...

merhabalar
bu tür mezarlıklarda(Türkiye'de genel olarak izne tabi ve ücret ödemeniz gerekiyor) fotoğraf çekimi yasak, fotoğraf çekmeyi nasıl başarabildiniz?